Rubai nedir?

Türk ve İran şiirinde kullanılmış bir nazım şeklidir. Rübailer dört mısradan ibaret olur. Daha çok İran şiirinde kullanılmışsa da Türk şiirinde de yeri vardır.

Rübainin kendisine has bir vezni ve kafiye sistemi vardır. Rübailerin özelliği bir fikri dört mısra içinde en özlü şekilde anlatmaktır. Rubailerde birinci, ikinci, dördüncü dizeler uyaklı, üçüncü dize ise serbesttir. İki beyitlik kıtalar biçiminde yazılmış rubailer de vardır.

Her dizesi birbiriyle uyaklı rubailere “rubai-i musarra” ya da “terane” adı verilir. Rubainin, aruzun hezec bahrinden 24 kalıbı bulunur. Bunlardan; mef’ulü birimiyle başlayan 12 kalıba “ahreb”, mef’ulün birimiyle başlayan öbür 12 kalıba da “ahrem” denir. Kalıpların sonu “faül” ya da “fa” birimiyle biter. Dört mısradan oluşan divan edebiyatı nazım şekli. Dört mısralı ve 1., 2., 4. mısraları aralarında kafiyeli olan rubai İran şairleri tarafından bulunan bir şiir türüdür.

Dört mısralı kafiyeli olanları da vardır. Böylelerine murassa rubai denir. Rubai, birinci mısraının ilk bölümündeki ölçü dolayısıyla ikiye ayrılır. Birinci mısraın ilk bölümü aruzun mef'ulün ölçüsüyle başlarsa ahrem, mef'ulü ile başlarsa, ahreb adını alır. Gerek ahrem, gerek ahreb ölçüsüne giren rubailer yirmi dört ayrı vezinle yazılır. Bunların on ikisi ahrem, on ikisi ahreb adını alır.

Rubai, iç yapısı, özü bakımından, bir düşünceyi, bir duyguyu en özlü, şiir yönünden en güzel bir nitelikte söyleme ilkesine dayanır. Rubaide her dört mısraın da anlam bakımından birbirini tamamlaması, birbiriyle bağlantılı bir bütünlük içinde olması gerekir. Gazel, kaside ve öteki eski şiir türlerinde görülen mısra veya beyit bağımsızlığı rubaide yoktur. Birinci beyit konuya giriştir; üçüncü mısra, birinci beyitle dördüncü mısra arasında anlam bütünlüğünü sağlamaya yarayan bir bağlantı bölümü niteliğindedir. Anlam, dördüncü mısrada sona ererek bütünlüğe ulaşır.

Rubainin kuruluşu genellikle, aaba veya aaaa'dır. Yalnız doğu İslam ülkelerinde, bir şiir türü olarak gelişen rubai, ilk defa İran edebiyatında ortaya çıktı. Bunun ilk örnekleri X. yy.da görülür. Sonradan Türk ve Arap şairleri tarafından benimsendi. İran edebiyatında bu türün en başarılı örneklerini Şahid, Rudeki, Ebu Şekur Belhi verdi. Daha sonra Ömer Hayyam, bir rubai şairi olarak dünya edebiyatında ün sağladı. Rubai konu bakımından genellikle üçe ayrılır: felsefi (hikemi), aşki, rindane. Gerek İran ve Arap, gerek Türk edebiyatında rubai türünün en başarılı örnekleri bu konularda verildi.

Oldukça güçlü, geniş bir düşünceyi dört mısra içinde derli toplu olarak yoğun bir şiir havasıyla vermek zorluğu yüzünden rubai, gazel, kaside, kıta gibi şiir türleri ölçüsünde yayılmadı. Sadi, Mevlana felsefe ve tasavvuf, Hafız aşk konularını işleyen rubailer yazdılar. Fakat hiç birinde Hayyam'ın düşünce yoğunluğu, şiir özlülüğü görülmez. Hayyam'dan sonra, divan düzenleyen bütün İran, Türk ve Arap şairleri tarafından rubai yazma geleneği benimsendi. Türk edebiyatında bu türün en başarılı örneklerini Azmizade Haleti verdi. Divan edebiyatı süresince bütün Türk şairleri tarafından işlenen rubai türü Tanzimat döneminden sonra daha az kullanıldı.

Rubai'ye örnek

Ya rab dilimi sehv-ü hatadan sakla

Endişemi tezvir-ü riyadan sakla

Basdım reh-i vadi-i rubaiye kadem

Tan'ı har-ı nadan-ı dü-padan sakla

Rubai'nin özellikleri

1. Kafiye düzeni aaxa ya da aaaa biçimindedir.

2. Rubailerde aşk, şarap, dünyanın türlü nimetlerinden yararlanma, hayatın anlamı ve hayat felsefesi, tasavvuf ve ölüm gibi konular işlenir.

3. Rubai diğer nazım şekillerinden farklı olarak özel bir ölçüyle yazılır. 24 kalıbı vardır.

4. Rubaide ilk iki dize fikrin hazırlayıcısıdır. Asıl söylenmek istenen düşünce 3. veya 4. dizede ortaya çıkar.

5. Genelde mahlasız şiirlerdir.

6. Rubai edebiyatımıza İran Edebiyatından geçmiştir.

7. Rubai’nin en büyük şairi İranlı Ömer Hayyam (XII yy)’dır. Türk edebiyatının en usta şairleri Kara Fazli, Azmizade Haleti, Nabi ve son dönemde de Yahya Kemal’dir.

Sözlükte rubai ne anlama gelmektedir?

Divan edebiyatı'nda dört dizeden oluşan koşuk, dördül.

Son eklenenler